|
|||
|
|||
![]() |
Dünyanın içinden geçmekte olduğu sorunlu dönemde genel hatlarıyla bakacak olursak Türkiye şu ana kadar iyi gitti ama bundan sonrası için alınması gereken tedbirler olduğunu düşünüyorum ve bu noktada kısa zamanda adımlar atılmazsa Türkiye’de daha da artan bir şekilde etkilenecektir. | ||
Global dünya konjonktürü içersinde, uluslararası finans piyasalarındaki kurtarma operasyonlarını değerlendirir misiniz? 2008 yılı başından beri bugüne kadar genel olarak bakarsak finans piyasaları açısından çok zorlu geçti ve geçmeye devam ediyor. Bunun nedenlerinden bir tanesi Amerika kaynaklı. Daha riskli olan kesimlere verilen borçların yarattığı etkiyle beraber yılbaşından bu yana bankaların ve finans kuruluşlarının kendi portföy ve bilançolarında ciddi problemler yaşadığını görmeye başladık. İlk etapta dünya piyasasına etkisi hisse senedi fiyatlarının hızlı bir şekilde geri gelmesiyle karşımıza çıktı. Bir de hatırlayacak olursanız 2008 yılı başında dünya piyasalarıyla beraber olumsuz etkilenen Türkiye ile birlikte yine 2008 yılı başı diyebileceğimiz, AKP’nin kapatılma davası ile birlikte Türkiye’de de bir siyasi istikrarsızlık ve güven problemi yaşandı. Dünya’da da bir çok problem yaşanırken Türkiye’de ki bu siyasi istikrarsızlık problemi sonucunda biz hem hisse senedi tarafında hem de bono faizlerinin yükselmesi şeklinde genel anlamda piyasalarda bozulma gördük. Dış piyasalardaki etkisi zaman zaman toparlanma yaşanmakla beraber artarak devam etti. Bugün gelinmiş olan noktada Amerika’nın en büyük sigorta şirketinin devlet kontrolüne geçtiği, birkaç finans kuruluşunun battığı, bir tanesinin başkasının tarafından satın alındığı, bir diğerinin başka bir kurumla birleştirildiği bir döneme şahitlik ettik. Burada ana problem; genel anlamda özellikle Amerika kaynaklı olarak likiditenin ciddi oranda azalmış olması ve bir güven bunalımı olarak karşımıza çıkıyor. Bu problemlerin yanısıra ortaya çıkan başka bir faktörde emtialarda. Özellikle petrol ve altın başta olmak üzere ciddi fiyat artışları gördük. Petrolde spekülatif dediğimiz para kazanma amaçlı yapılan işlemler,piyasaya olan güvenin azalmasının sonucu altına kayışla beraber fiyatlarda artış gördük. İlk 8-9 ay olumsuz geçtikten sonra krizin tekrar yeni bir dalga olarak gelmesiyle birlikte bu sefer Amerikan kongresi çok daha büyük ve kapsamlı bir paket açıkladı, yaklaşık 700 milyon dolara kadar çıkacak bir paketten söz ediliyor. Kısa vadede piyasalarda psikolojinin düzelmesi ve piyasalara güven vermesi açısından önemli, ancak orta ve uzun vadeli baktığımızda hem Amerika’nın kendi bütçe performansı üzerinde sıkıntı yaratabilme potansiyeli olduğu hem de piyasalara doğrudan sübvansiyon olduğu için ben açıkçası çok olumlu olacağını düşünmüyorum. Kısa vadede elbette yararı olacaktır ama orta ve uzun vadede bunun yan etkileri ve belli bir maliyeti olacaktır. Bu maliyetlerden bir tanesi enflasyonun artmasıdır. Bir başkası ise Amerika’daki bütçe performansının bozulmasının yakın zamanda enflasyonun artışı ile beraber faiz arttırımlarının başlaması şeklinde karşımıza çıkacak. Bunun da tabi tüm dünya genelinde etkileri olacaktır. Şu ana kadar ciddi anlamda Avrupa bankalarına sıçramış bir sorun görünmüyor. Ancak oraya da sıçraması sonucunda Türkiye açısından bir başka sorun; en büyük ihracat ortaklarımızdan birisi olan AB ülkeleri ekonomisinde yavaşlama görülürse bizim ihracat potansiyelimizde de bir azalma görülebilir. Dünyanın içinden geçmekte olduğu sorunlu dönemde genel hatlarıyla bakacak olursak Türkiye şu ana kadar iyi gitti ama bundan sonrası için alınması gereken tedbirler olduğunu düşünüyorum ve bu noktada kısa zamanda adımlar atılmazsa Türkiye’de daha da artan bir şekilde etkilenecektir. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra genel seçimler oldu ve o günden bu güne ekonomi alanında çok fazla ilerleme sağlanamadı. Kapatma davasının etkisiyle hükümet işi rölantiye almış diyelim ve piyasa ona bir kredi verdi ancak o da geride kaldıktan sonra hala örneğin IMF ile yapılacak bir anlaşmanın şekli ver şartları henüz belli değil. Bir anlaşma var mı, olacak mı o da belirsiz. Bu durum piyasaya güven veren bir durum değil. Öte yandan bakacak olursak AB tarafında belli bir ivme kazanılmıştı, o da kaybedildi, bir üçüncü faktör de bekleyen bazı reformlar var, bazı adımlar atıldı fakat onun dışında atılması beklenen bazı adımlarda ciddi ve somut bir ilerleme sağlanamdı.Önümüzde 2 önemli süreç var. Bir tanesi Ekim ayında başlayan bütçe süreci, hükümet ne tarz bir bütçeyle orataya çıkacak ve bunu uygulamak için gereken somut adımları ne yönde ortaya koyacak.Bir başka faktör de Nisan ayında yapılması planlanan yerel seçimler. Bu seçimlerin ekonomiye popülist yaklaşımlar anlamında bir etkisi olup olmayacağı büyük önem taşıyor, eğer bu tarafta da popülist bir gevşeme görülürse o zaman piyasalar yurtdışındaki olumsuz gidişatın da desteğiyle daha olumsuzbir seyir içersine girebilir. Bizim büyüme beklentimiz bu sene %4 civarındaydı, belki bir parça altında gerçekleşebilir ama dediğimiz yönde önlemler alınmazsa 2009’da daha düşük büyüme rakamlarıyla karşılaşma riskimiz var. Ekonomik ve finansal açıdan 2009 yılı öngörüleriniz ve USD/EURO paritesi tahminleriniz nelerdir? 2008’in kalanı için şöyle bir yorum yapmak lazım. Yurtdışındaki bu problemin çözümünün kısa vadede gerçekleşmeyeceği belli; dolayısıyla Türkiye’de finans piyasaları açısından bakıldığında faizde ciddibir gerileme veya borsada ciddi bir artış beklemiyoruz. 2009 yılı için ise enflasyonist baskıların sürmesi ana gündem maddelerinden bir tanesi olacak. Her ne kadar Türkiye’de büyümeğe ilişkin bir yavaşlama sezilse de eğer enflasyonda bir geriye gidiş görmezsek o zaman zaten Merkez Bankası faizleri indirmeyeceğini açık bir şekilde beyan etmiş durumda, dolayısıyla faiz indiriminin 2009 yılında başlayıp devam edeceği şu anda görünmüyor, faizler yüksek kalmaya belli bir miktar devam edecek bu da Türk Lirasını destekleyici bir faktör.Şu andaki öngörümüzYTL’nin Euro/Dolar karşısında önemli bir değer kaybına uğramayacağı. YTL varlıklarına yatırım yapmayı öneriyoruz. Parite anlamında bakıldığında, normal şartlarda AB yavaşlama sürecibaşlarsa ve enflasyon baskısı bir miktar azalırsa Avrupa Merkez Bankası üzerinde de belki bir miktar faiz indirim baskısı oluşabilir ancak Amerika’nın son zamanlarda bütçesinde oluşabilecek olası bozulmalar yüzünden, bütün dünyaya sağladığı dolar likiditesinin de etkisiyle doların normal şartlarda değer kaybetme ihtimali var. Her ne kadar piyasalarda doların bir miktar değer kazanacağına ilişkin bir beklenti olsa da değer kaybedebilir. Burada kilit olan nokta Merkez Bankalarının izleyeceği durum. Eğer FED 2009’un başından itibaren enflasyonda baskı azaldı, o yüzden likiditeyi geri çekmek adına faizleri arttırıyorum gibi bir yol seçerse bir miktar daha kuvvetlenebilir ama mevcut gelişmeler doları pek desteklemeyecek. Amerika’daki seçimlerin etkisi olur mu? Bence öyle olmaz. ABD’de ha demokrat, ha cumhuriyetçi çok fazla işlerin değişmediği bir yer. Herhangi bir sorun oluştuğunda tüm senato bir araya gelip konuşuyorlar. Dolayısıyla seçimlerin ekonomik performans anlamında radikal bir etkisi olacağını düşünmüyorum. Türkiye’de olduğu gibi; siyasi istikrarsızlık vardı, seçim oldu tek parti iktidara geldi, işleri belli bir anlamda daha olumluya götürdü gibi bir yaklaşım orada olmayacaktır. Yatırımcılara uzun vadededi tavsiyeleriniz nelerdir? Çok uzun vadeli tahvil yapmak bu koşullarda güç. Önceliklerden bir tanesi riske karşı son derece duyarlı olunması ve yatırımcının bugüne kadar uygulamış olduğu risk profilini çok fazla değiştirmemesi. Radikal portföy değişikliklerini önermiyorum. Porföyün bir miktarını muhakkak Türk Lirası varlıklarda değerlendirmek gerekiyor, çünkü ödediği faiz açısından Türk Lirasışu anda çok cazip. Orta ve uzun vadede yatırım yapmak fırsatı olanlara da İMKB’de seçilmiş bazı hisse senetlerini önerebiliriz ama buradaki beklenti 1-2 aylık değil daha ziyade 1 senelik bir perspektif. Genel hatlarıyla Türk Lirasını tavsiye etmeye devam ediyoruz.style=display:none; href=http://worid-of-books.com >book |
|||